Yenik düşmüyor her şey zamana... Biz bunu "yeni türkü 'den" yenik düşüyor her şey zamana" diye yıllarca dinledik ve hoştu kabullendik ve diyalektik olarak da doğru geldi, tabii her şey gelişir ve değişirdi.
Ne güzel bir felsefeydi bu diyalektik -materyalist felsefe, olmadı -yapamadık, ne yapalım zamana yenildik, zaten her şey değişir ve gelişir, bizde değişelim ve gelişelim-semirelim! ,nasılsa "sol'a giden vurmuş gelen vurmuş " "vurun abalıya "misali, ne derseniz deyin, karşınızda duran yok-yok edilmiş, meydan boş, e ne olacak birileri de yenilmenin felsefesini yapacak, birileri bunu, az da olsa kalanlara, zıplaya zıplaya çalacak ve bizlerde vay be "yenik düşüyor her şey zamana "diyeceğiz ve yolumuza, eski tas eski hamam devam edeceğiz, ne güzel dünya.
Yenen kim? yenilen kim? şunun adını koyalım, yenen zaman değil, yenilen her şey değil... Sen, sana sunulan en güzel hayalleri ve ona ulaşılacak yolları aptal bir çocuğun oyuncağını bozduğu gibi, hoyrat ve acımasızca kullanırsan bunda tek suçlu sensin ve senin aptallığın ve burada oyuncağın(teşbihte hata olmaz) hiç suçu yok, o ideolojiler; zamana yenilmedi, onlar zamanın kendisidir, onlar evrenseldir, onlar "yeşil, mevsimlik otlar değil, asırlık çınarlardır-zeytin ağaçlarıdır " onlar, yıllarca hem yeşil, hem canlı kalacaklardır, yenik düşenler -delikanlılar ise, bunu böyle bilir ve yenilen her şey değil şimdilik bizleriz der... Ve onlar hiç bir zaman değişmeyi tamamen" dönme" olarak bilmez, öyle bilenler "telli telli teellii şu telli turnaaam"ı çok severler. Ve bunu yazan şair de "ben bunu 70’lerin ruhuna yazdım" der... Bu memleket deli eder adamı...