"küçük vicdan azapları"
--yahu baba ben artık bu saçma sapan üzüntülerden, küçük vicdan azaplarından bıktım. Ne yapmalıyım?
--Yapılacak olan tek şey hiçbir şey ve durumdan çekinmemek daha da açık söylemek gerekirse tek ve en önemlisi salakça da olsa korku duygusunu kesin yaşamamak, tamamen hesap vermeden, yapacağını yapmak, küçük vicdan azaplarına takılmamak.
Burada altı çizilecek olan değişik bir kavram “küçük vicdan azapları” işte yazılası olan genel yazı konusu budur. Ahkâm kesilecekse bu konuda ahkâm kesilebilir. Biz her şeyi yaşayarak öğrenen tipler bunu da yeni keşif ediyoruz.
--Nedir bu? “küçük vicdan azabı “ dersek, ne dersin? Ne demem gerekir ki? Bu konu bizim genlerimize işlenen tabular gibi bir mevzu; insanoğlunu binlerce yıl kodlamış durmuşlar, bizim gibi küçük insanlar büyük günahlar işleyecek kadar cesur olamadıkları için ve küçük küçük günahlarla idare etsinler ama bunları devamlı hale getirip de büyük suçlara meyil etmesinler diye bu küçük vicdan azaplarını da çekmeleri gerek demişler, küçük şeyleri bile kafaya takıp inim inim inlesinler istenmiş ve biz de bu işi sevmişiz bir büyük içemeyeceğimize her gün bir küçük içmeye razı oluşuz, birde bunun azabını çekmişiz, şimdi bu benzetmeler fazla abartılmasın işin esası bunlara takılıp kalmakta, biz takılıp kalmışız, takılıp kalmayanlar hatta hiç takmayanlar bize yirmi dördüncü katlardan bakmaktalar ve bu yazıyı yazana uyanda balığa gidelim diyorlardır.
--Biz uyansak da balığa falan gitmeyiz,aynen balık tutanın yanında takılırız ,gel ulan sen de sebeplen demesini bekleriz
--Acımasız olmaa
--Merak etme biz acıtmayız.











































































