neşteri aldım dalacağım derinlere
, artık ne olursa olur beni
bağlamaz, olaya nereden başlamalı diye de mızmızlanmayacağım ,ve
kendimden kendi korkularımdan ,gereksiz dallamalarımdan falan
bahsedeceğim ,bir kere hep aynı yol izleniyor, meseleye baştan yani
çocukluğundan başlanılıyor bunun böyle olması Freud amcamız öyle yapmış
diye değil de pratik olduğundan ,biz bu memlekete Balkanlardan Kurtuluş
savaşı sırasında göç etmişiz Trakya da bir köye yerleştirmişler
bizimkileri ve babam bıkmış bu tarla muhabetinden yürüyerek İstanbul'a
gelmiş ,yani genelde aynı başlangıç göç etme ,kaçma,sığınma durumları
,tekrar geri gidip evlenme tekrar geri gelme klasik savaş sıkıntıları
ve babanın kabullenme kolaycılığı ile işçilikte ayak direme namuslu bir
hayat sürme ama yoksulluğun bir üst aşamasını hiç geçememe ,işte bu
klasik aile ve ailenin en küçüğü olma ki bu en küçüğü olmanın en çok
şımartılanı olmamam, hatta nerden çıktı geldi çocuk zaten zor idare
ediyorduk gizli sızlanmaları vardır.. ,böyle olunca her zaman kendi
işini kendi gören şımaramamış şımartılmamış bir çocukluk hatta
aşağılanmaya karşı mücadelenin çocukluğu ,arkasından gelen okul
yaşantısının gençliği ,zamanın delikanlı mücadeleri ,tamam da bunu
neresinde kendi beynine neşter atma mevzusu demeyin ,o kadar da değil
bu sanal ortamda ,sanal ortamın paparziliğine malzeme olmayalım zira
benim bu bloğumdan hiç ama hiç bir yakınımın yada tanıdığımın haberi
yok ve tanıyanlar arasında bu alemin dallamarı da var ben de o
dallmalarla uğraşamam çünkü sanal alem dışında zaten işimin biyük bir
bölümü onlardan sakınmak, kozamın içinde yaşamak mücadelisi veriyoruz
...neyse şimdi neşter işine devam edelim ,biz sonuçta ilgisiz ve
sevgisiz bir çocukluk-gençlik geçirdik yani biz veya bizim kuşak bilmez
şımartmayı yada şımarmayı ,işte sırf bu yüzden karısının yada çocuğunun
esiri olmuş tipler de vardır hani biz görmedik siz de öyle olmayın
deyip bu sevme -şımartma işini abartanlar bu konun başka yönü ,benim
yönüm ben bilemediğim şeyleri yapamam ,yani aile den görmedik durumu
,ve bu aile Trakya dan gelmiş ise bu ailede aşırı otarite ve töresel
durumlar da fazla yoktur ,böyle olunca büyükler ancak arkadaş gibi
olursa (en azından benim için) değerlidir ,yoksa hç aranmaz ve
tanınmazlar ,hani Avrupalı asi tipler durumu ,tamam da toplum öyle
değil sen nereye kadar öyle olabilirsin ve bir yerde aile tuzağına
takılıyorsun ,toplum ağlarını örmüş örümcek gibi kenarda bekliyor
acelesi de yok ,sen küt diye düşüyorsun aile ağının içine ve vicdan
sahibisin ya , yandın o zaman , o ağlar hiç yırtılamıyor daha doğrusu
yırtılmıyor ,zira o ağlar hiç de kalın falan da değil elinin tersiyle
kenara atman çok kolay ama görünmez vicdannın ördüğü ağlar çok sağlam .
Asıl işkence o vicdanın yaptığı işkence ve asıl neşter o vicdan olayı
,o neşter okadar keskin ki kalbine kadar geliyor ucu ile kalbin zarına
dokunuyor yani her an dalarım bak dikkat et diyor ve bizim gibi
delikanlı kalbi taşıyanlar yani kalbi ile yaşıyanlar bunu göze
alamıyorlar ...ve şimdi asıl acı olan kalbi yalnız kan pompamalaya
yarayanlar için bu tehdit hiç önemli değil o dallamalar için herşey
beyinde bitiyor beyine o vicdan neşteri işlemiyor... (telofon çaldı
yazıdan koptum sonra devam ederim ,benim yazı olayım da bu ...yazı
gelir ve bir bakmışsın kaçmış ...peşine düşersen yakalyamazsın o nasıl
olsa tilki gibi dönüp dolaşıp geri gelecek...)