Anasayfa / Genel / karıncalara atılan kesme şekeri..

karıncalara atılan kesme şekeri..

yazmak ne olursa olsun yazmak diye başlayıp gidecek olan bu yazı belli ki saçma ve anlamsız bir yere gidecek yada sıkılınacak ve şimdi bırakılacak , bilgisayarda altı el okey oyna ve bilgisayar ile bile olsa kaybet sonra gel yazmaya başla ki bir şeyler olacakmış gibi ,yada bir boka yarar yazarmış gibi sağa sola ahkam kes ,blogda yayınla ve sabah bak bakalım beni kaç kişi okumuş yahu seni kaç kişi okuyacak hergün kırk kişi okuyor da ne oluyor herhangi bir etkileşim sağlandımı ve bırak senin kıçı kırık blogunu adam yıllarca gazetede köşe yazarlığı yapıyor da ne oldu ? yine de günlük tüketilen yazar oldu yani günlük tüketildi yani yok oldu bir sene sonra o adamın yazıları yok ve hatta bir ay sonra bile yok , bu memlekette bir tek mihenk taşı sayılabilecek zamana karşı yarışabilecek politika dışında düşünce adamı ama popüler düşünce adamı yok veya ben cahilim ,politika dışında dedim onu da Atatürk yüzünden dedim ve onunda felsefi olarak nerede olduğunu bilmiyorum ..yani siyasal -toplumsal yanını bir kenara koyarsak O' da nerede olur bilmiyorum ...bilmiyorum belkide hiç birşey bilmiyorum ama bildiğm de biz fazla evrensel olamayız yada olamayışımız ...dünya edebiyatına yada düşün alanına adı"altın harfler"le yazılı bir insanımız yok diyecektim aklıma Hz. Mevlana geldi ...şimdi bu düşük seviyeli yada rakımlı bir millet olduğumuzu anlatsam yada bu yazıyı yayınlasam "Türlüğe "hakarete girer mi ?bilmiyorum yada bunu yazıpta elime ne geçecek onuda bilmiyorum,belkide ben bilinçli bir aptalım yada bilinçli demek bile kendine pay çıkarmaktır yani sen şuna aptalım de ve şimdi oldu diyeyim sana ..evet şimdi oldu ...ve sen yazının başında ahkam kesmekten bahesediyordun -evet ahkam kesmek işini ki üzerine vazife de değil yapıyorsun .- ve sana kim olduğunu bilmedikleri için kimse de bir şey demiyor --doğru --e e şimdi elinde ne kaldı ,tabiki elinde yalnız ve yalnız "aptal" olduğun kaldı ve aptal olduğunu kabul ederek nereye kadar yazarsın veya yazabilirmisin ---bence yazman lazım -- yazarak en azından bazı şeylere salakça da olsa yaklaşıyorsun ,belkide kafan yazarak çalışmaya başlıyor --seni bilirim eskiden sen uzun ve yalnız yürüyüşler yapar ,bu yürüyüşlerde kendi kendine konuşurdun ,şimdi bu yürüyüşler olmuyor ,şimdi yazmalar başladı ,aslında güzel bir olay, yazı yazmak dediğim gib en azından kafanı çalıştırıyor ...bayağı blog yazdın ve blogun aslında popülerde oldu ama bu bir bok değil sen onu anladın ,yani zamana karşı hiçbir şansı yok o gün yaz o gün bitsin ,yani kuma yada buza yazı yazmak gibi ..

Ne yani zamanla bir sorunun mu var ? zamana karşı vucudun direnemiyor da yazdıkların yada düşüncelerinmi direnecek ? biraz evel yazdın bu memlekette fazla" zaman savaşçısı" yok , bizde o an babalanmak var yada o anı açıkladığını sanmak var ,dibine kadar gitmek yok ,o sabır yada o ciğer yok ,adam roman yazıyor , günde bir sayfa yazmak bile onun için tamamdır oluyor , bu sabır gerçekten zor ve çok önemli bir şey ..sabır yani ağır ağır gitmek acele etmemek ama kesin ve sağlam santim bile olsa gitmek,işte bizde o yok yani biz o ağır ama sağlam gitme sabırını ,erdemini alamamışız ,bizden belkide onu beklemişler yani çevremiz de sabırsız --yani şipşak olsun yoksa sende bir şey yok durumu ,bunun için ne yapmalı nasıl yapmalı bimiyoruz ,zaten doğru dürüst bir şey bilmiyoruz ve çevremizde de bilen yada anlatan da yok ,hani eskiden "tekke"ler varmış dervişlerin eteğinde bile olmak için yıllarca odun kırar odun taşırmışsın ,şimdi o tekke"ler yok okullar var ve o okullar birşey olsa da bir şey olduğunu sana analatmayacak kadar aptallar tarafından yürütülen devamı zorunlu düzen kapıları ,adam orada gerçekten gerekli şeyleri de öğretiyor ama bunun geçekten gerekli olduğunu sana öğretmiyor ..bu konu da aslında çok su kaldırır ...hani derlerya bir insanı sevmekle başlayacak herşey ..benim için de bu başlama olayı nasıl ve ne ile başlayacak meçhul --yani gerçekten başlangıç ne ? yada "haydi" demek için ne lazım ? meçhul ... bunları yazan çocuk da değil orta yaşı geçmiş aptalın biri --tamam aptalın" daniskası" o da kabul ediyor ama akıllı olanlar,yada akıl olayı ne ? bu akıl ne ?

Başa dönelim zaman ve zamana karşı yürüyenler hangi yoldan yürüdüler?sabırlı bir yol olduğu şimdilik netleştiğim tek nokta ama bu sadece bir nokta . sabırla fakat bu sabır boş durma bekleme sabrı değil sağlam ve az da olsa bir taşın üzerine bir taş daha koymak --yani çok az da olsa olmak...Bizde bu çağın hastalığı olan işin kolayını ,yada formülünü öğrenip çabuk ama bilmeden yolu kısaltmak da var ,belki tam anlatamadım ,sanki zaman çok kısa ve bize şu sürede bitireceksin yoksa kaybedeceksin demişler gibi hızlı ve anlamadan bir yerlere yetişmek ,yetişmek ama yeniden yeni salak hedeflere koşmak ,gerçi herşey yaşayarak öğrenilmez doğrudur ama yaşamadan da öğrenilmez ,geçmişin yaşanılanlarını bir hazine haritası gibi ele alıp Amarikaları yeniden de keşfetmemek gerek ,keşfedenlerin çektiklerini hissetmek ,olayın yol olduğunu o yolun duraklarında takılmamak gerektiğini de bilmeli,

Şimdi bir sorun daha var neden yola çıkmalı ,şartmı yani yola çıkmak ?yani tercihi geçmişi kavaramak içinmi kullanalım yoksa geçmiş artı şu an artı geleceğe doğru yani zamana karşı mı gidelim ? bu sorunun cevabını vermiş yada tercihini yapmış olanlar için yazılanlardır bunlar yani şu anın anlamsız ve geri olduğunun farkına varan yada öyle hisedenlere yazılan yazıdır bu , bu tercihi yapamayan popüler olmayı değilde evrensel olmayı kafaya takanlar için yapılan belkide anlamsız ,belkide kesinlikle aptal bir yazıdır bu ... belki de kabuğunu hiç kıramayacak ama yinede kabuğuna tırnak atan birinin yazısıdır bu ...belki de bazı şeylere kafa patlatmanın "düşünce baronları"dışında sıradan insanlar içinde olabilecek bir faliyet olduğunu düşünen zavalı birine ait bir yazıdır bu yazı ...

yazıya çay doldurmak için ara verdim ve lavobaya tırmanan karıncalar vardı on -onbeş karınca bu kış zanmanında dışarda karla lkarışık yağmur yağarken çıkmışlar yaşama mücedelesi veriyorlar ve ben onlara kesme şekeri kırıp attım ...şimdi nedir bu durum ? anlamlı bir davranışmı yoksa bir aptalın o an acıma duygularına yenilmesi mi? yada hiç birimi? tabii ki hiç biri ...yani bu olay bir hiç ve bunu yorumlama da bir hiç ..

Belki de karıncaya atılan kesme şekeri kadar bile hayat bize kıyak yapmamıştır ..yapması da gerekmez,yapılanlar varmıdır ? tabiki vardıır ve belki de sana da yapılmıştır bu kesme şekeri kıyağı ama sen esas kıyak olan akıllı olma yöntemlerini vermediklerinden o kesme şekerinin bile farkına varmadın yada tam olarak anlayamadın ,geleceğin mutlaka geleceğini ağır ama mutlaka geleceğini anlamadın çünkü sen zamanı popüler olarak algılıyordun yani en fazla bir iki ay sonrasını düşünüyordun ,yada gençlik ayrı bir yaşam ondan sonrası yok sanıyordun ....belki de kesme şekerin hep olacağını sanıyordun ...

Bu kesme şeker işi de çok su kaldırır ...belki de şu an da bize bir kesme şekeridir..biz daha da ayakabımızı bağlamaya uğraşıyoruz ,yola çıkmak da bizim neyimize ...hava soğuk ,hava sıcak ,hava tozlu ve biz daha da bir adımın bile ağırlığını taşıyamıyoruz...

Bırakalım acınası durumumuzu da sadete gelelim ;her gün bir adım atmalı,hergün bir taş koymalı dedik bu yolculuk geleceğe olan yolculuk için yıllarca geçmişe de gitmek gerektiğini es mi geçeceğiz, zor çok zor ama yinede kabuğu tırmalak lazım...

Geçmişte çok geçmişte bilginin az zamanın çok olduğu geçmişte bize gelen o düşünceler ve onların kaynağı beyinler ,herhalde havadan vahiyler yoluyla üfürmediler o kadar muhabetleri -kitaplara geçen düşünceleri ,neydi o zamanın bilgileri neydi şimdinin bilgileri düşünceleri o zamanın çok kallavi düşünceleri şimdi münübüs tamponlarında yazıyor , ..sen şimdi o zamana bakıp da salakça lafar etmişler diyemezsin yada vay be ne basitmiş o zamanlar sallamak mı diyeceksin....(bu yazı kendi arşivime yazılmıştı  yani ham yazıdır ,dayanamadım yayınladım.. belki sürer...)

sokaklarda.... özkan can

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!