Kabuğu kırık kaplumbağa
Yavaş, yavaş zaman yavaş demek zorunda bırakılmış bizim kaplumbağa ,ne yapacaktı ?
Zaten hızlı da olamazdı,zamanında çok sert darbelerle kabuğu çatlamış ,hatta bazı yerleri kırılmıştı,çok acı çekiyordu ,genelde kafasını dışarı çıkarmazdı ,yaşamak ah yaşamak ,bir tek yaşamak için bir parça ot bulmak için kafasını korkarak yada mecburen dışarı çıkarır,ağır ağır ot avına çıkıyordu,buralarda otların bile tadı kalmamıştı. Başka yerler var mıydı ? Önünde kara kalın bir asfalt vardı,O asfalttan da yıldırım gibi geçen canavarlar , zordu , günlerce baktı ,seyretti, sabaha karşı atattı kendini ,kumardı bu ama başka çaresi yoktu , yine ağırdı ,ağır olmasa şansı olamayacaktı , bir adımı fazla atsa kamyondan düşen karpuzun kaderi onun kaderi olacaktı,kalbi kırık kabuğundan dışarı fırlayacaktı,bu heyecan çok fazlaydı, yine de nasıl olmuşsa karşıyı geçmişti. Karşı taraftaydı .
Günler geçmişti,ilk günler umutla dolaşmış ,dolaşmış fazla bir fark bulamıştı,bu topraklarda
aynıydı geçtiği asfaltta sınır falan değildi o sadece bir çizgiydi ,her şey aynıydı,aynıydı.
Fark neydi ? Fark yoktu ,ne fark etmişti ? Umut yok olmuştu, fark eden tek şey artık umut yoktu, ve zaten yok olmalıydı ,fakire ekmek bile olmayan ,uyuşturucunun en kalitelisi "Umut " burada yok olmuştu ,tek gerçek vardı hızla geçen arabalar ...kabuğu kırık bir kaplumbağa ,mecburen yaşanacak uzun yıllar...