Eskiden sokaklarda oynanırdı da, şimdi nerede oynuyor falan gibi bir soru herhalde sormuyorsunuz.
O zamanlar evde bir şey yoktu, en fazlasında kışın, oda çok soğuk ve kar olacak oda ders yapma zorunluluğuyla evde olunurdu, bunun dışında aklınıza ne gelirse onu sokakta yapardık. Her mahallenin veya sokağın bir grubu olur onlar zamana, duruma, şartlara, ya da en gerçekçisi aklımıza ne eserse yapardık.
Hava iyi olursa hemen beşerden veya dörderden iki takım kurup top oynanırdı, maç biter eve koşulur, tel dolaptan ekmek üstüne sana yağ üzerine toz şeker veya reçel sürülür hurra yine sokaklara, bazıları eve takılır adam sayısı azalırsa adam sayısına göre oyunlar uydurulurdu, yakar top, ortada pandik, istop, ip çekme "
,"kuş avına çıkma (sapanlarla)","çete savaşı" "dekmancılık" gibi grup oyunları kalabalıkla oynanırdı, fazla adam yoksa iki üç kişiysek "misket","langırt", "çivi" gibi ve akılına gelmeyecek bindir çeşit oyunlar uydururduk kısaca geçeceğim, aklıma gelen sokak ve ev oyunları ;"bisiklet kiralamak" ,karpit patlatmak" ,tren raylarına çivi koyup bıçak yapmak","tel arabası yapmak" ,"topaç çevirmek(bununda çeşitleri var)","çember çevirmek" mani çektirmek" ,"Kızılay rozeti satma, kumbarasına paraları atma!","leğenle karda kuş tuzağı kurma " ,bunlar o kadar canlı ve doğal olurdu ki sokak hayatı ev hayatı birbirine girerdi, kim kimin evinde şaşırılırdı, yemekler kim çağırırsa onda yenir (genelde annem bütün çocukları çağırırdı) sokak sanki tek bir aile falan sanılırdı, şimdi bunları yazan adam çok mu yaşlı, yok be kardeşim daha kırklı yıllardayız ama yetmişli yıllarda Aksaray gibi roman yazsan yetmeyecek bir muhitte çocukluğumuz geçmiş, olay bu.