Bırakın kardeşim bu yapıştırma -araklama blogculuğu, adam Can Dündarın yazısını yapıştırmış sonra ünlüler bölümüne yolla gitsin, bu blog olayı bize teknolojinin bir nimeti, tamam anladıkta bu sonucunda bir defterdir, zamanında -eskiden özelikle kızlar hatıra defteri tarzında ve artistlerinde resimlerini yapıştırdıkları defterler yaparlardı, ablamın da vardı, geçenlerde elime geçti bayağı özenle hazırlamış, solmuş bir defter, o yılları insana burnunu sızlatırcasına yaşatır. İşte o defterler bir şeydi, o defterler değerdi -uğraştı ama şimdiki bloglar sokak jargonuyla "tıraş" ve "haybeden tıraş" bana fikrini yaz öyle şundan bundan alıntı-çalıntı yapma, alıntı yazı içinde olur ve oraya "cuk" diye oturur, yazına gereklidir kullanılır, yoksa bizde kaynağından -çeşmesinden içeriz suyu senin cicili -bicili bardağından içmemize gerek yok. Artık şu olanağı doğru ve anlamlı kullanalım ve aslında fazlada abartmaya gerek yok, adamlar zaten blogları senin babanın hayrına bedava vermiyor, her yanını reklâmlarla -falanla -filanla dolduruyor... Ne derler karamanın koyunu sonra çıkar oyunu, bu blog ayaklarının da kokusu-oyunu yakında çıkar, belki de bundan da rahatsız olurlar bakmışsın kapına dayanmışlar, sen ha, yazarsın ha, gel bakalım, öt bakalım, ne demişsin? Yetti artık demişsin. Hadi be yetti ha diye yazmışsın... Niye sende aşk-meşk-arkadaş olalım -tanışalım koklaşalım demedin. Amacın ne? Gibi şimdi komik gelen ama bizim topraklara hiç yabancı olmayan durumlar olur mu? Olur. Ve bu paranoyamı? Hayat bir paranoya... Paranoyaklar hiç şaşırmaz...