|
|
Yoksulluk Kader Değil !...
Sokak çocukları medyanın 3. sınıf melodram teknikleri kullanarak gündemde tuttuğu konulardan biri; tinerciler, ballyciler, sokakta çalışan minik çocuklar...TV’lerde sıkça rastlanır oldu onlarla ilgili haberlere. “Sokaklarda görünmesinler yeter!” Bally çeken, tiner koklayan, sokaklarda çalışmak zorunda kalan çocuklar, Nişantaşı , Beyoğlu gibi “mutena” semtlerde görünmeye başladıklarında “bu soruna bir çözüm bulmak lazım “ diye düşünenler, Habitat toplantıları sırasında sokak çocuklarını toplayıp toplantılar bittikten sonra yeniden sokaklara bıraktıkları gibi (Brezilya’daki gibi polis-mafya aracılığıyla yok etmeseler de) göstermelik bikaç çözüme giriştiler. Olumlu ancak kalıcı ve kesin çözüm olamayacak yardım kuruluşlarını, vakıfları,dernekleri (Sokak Çocukları Derneği, İstanbul Vakfı, Umut Çocukları Derneği,Çocuk Köyü Projeleri) alkışladılar. Çalışan milyonlarca çocuğun sorunları ne olacak ? Medyanın kalemşörleri, program yapımcıları tekstil atölyelerinde, lokantalarda, otomobil tamir bakım atölyelerinde, sanayi sitelerinde, döküm atölyelerinde, fason üretim merkezlerinde, tarımda geçici işçi olarak günde 10-12 saat çalışmak zorunda kalan çocukları görmezlikten gelirler.* Çünkü onlar İstanbul’un varoş bölgelerinde yaşayıp, İstanbul’un vitrinini bozmamaktadır. Biliyoruz ki bu tip koşullarda çalışan, ucuz emek sömürüsüne maruz kalan çocukların sayıları milyonları bulur. Burjuvazi açısından onlar sokaklarda görünmesinler yeter! Medya’nın yanıtı hep aynı: Sistemde Sorun Yok, Kişiler Sorunlu Sokakta çalışan çocukların ailelerinin suçlandığını çok okuduk gazetelerde. Medya her tüm toplumsal olayda takındığı tavrı bu konuda da takınır. Toplumda bir sorun, bir çelişki varsa bu her zaman ve en başta kişilerin yanlış davranışlarıymış gibi gösterilir. Dolayısıyla medya sorunları bir kaç kurban seçerek onların üzerine yıkar. Burada izleyenlere verilmek istenen mesaj açıktır. “Sistemden şüphe etmeyin, her şey yolunda...Ancak bazı kötü niyetli, cani ruhlu, ahlaksız insanlar düzeni bozmaya çalışıyor” demeye getirir medya. Günah keçisi olarak seçilenler kısa sürede “lanetlenip” toplumsal histeri çığlıkları arasında apar topar cezalandırılır. Sokaklarda yaşayan çocuklar ve bunun yarattığı sefalet iyice göze batmaya başlayınca, araştırmalar başlar. Hemen alkolik bir baba, ya da işsiz bir aile bulunur. Medya ya göre çocukları sokaklarda çalıştıran aileler suçludur ya da çocuklar “kader kurbanıdır”. Ailenin nasıl bu duruma geldiği, toplumdaki işsizlik, yoksulluk, ekonomik eşitsizlikler hiç konu edilmez. Aile içi baskı ve şiddetin nedenleri tartışılmaz. Ücretsiz eğitim, sağlık,barınma gibi olanakların, çocukların kendilerini geliştirebilecekleri imkanların olmadığı hiç tartışılmaz. Hep bireyler suçlanır. Bir amaç da izleyenlerde “ İyi ki biz böyle değiliz, ne kötü insanlar var!” düşüncelerini yaratıp, bir çeşit arınma duygusu oluşmasını sağlamaktır. Çocuk nasıl görülmekte ? Toplumdaki anlayışa göre çocuklar anne-babanın yakın kontrolünde olmalıdır. Onlar devamlı bilgi doldurulması gereken, eğitilmesi, denetlenmesi gereken bireylerdir. Deneyimsizdirler. Ulus devlet çocukları “bedensel ve zihinsel” açıdan istediği gibi yetiştirmeyi amaç edinmiştir. Toplumumuzda kapitalist işleyişten kaynaklanan pek çok sorundan dolayı aileler çocuklarına “ekmek aslanın ağzında, oku adam ol” demek zorunda kalmakta. Çocuklarına bu yolda sayısız baskı yapmaktadır. Geçim sıkıntısı çeken aileler, ne yazık ki çocuklarını çok küçük yaşlarda çalıştırmak zorunda kalmaktadır. Çocuklara toplum tarafından sağlıklı gelişme, eğitilme, kendilerini geliştirme, toplumsallaşma ve yaratıcılaşma olanakları sağlanmalı. Ailelerin işsizlik, yoksulluk gibi temel sorunları çözümlenmelidir. Baskıcı, kontrolcü, çocukların kafalarına bilgi doldurmaya çalışan bir okul sistemi ile, ailede, toplu yaşama alanlarında ve okuldaki sorunların hiçbirine ciddi çözümler bulmayan, aksine eşitsizlikler üreten bir sistem ile sokak çocuklarının ortadan kalkmasını beklemek, çocuk emeği sömürüsünün önüne geçmek, politik bilinci bile olmayan birkaç vakıf, dernek aracılığıyla sorunu çözmeye çalışmak imkansız görünmekte. * Son 15-20 yılda fasonlaşma ve taşeronlaşma ile, düzensiz işlerin artması ile çocuk emeğine de artış görüldü. DİE 1994 Çocuk İstihdam Anketine Göre : Türkiye’de 6-14 yaş arasındaki 11 milyon çocuktan 3 milyonu yani yaklaşık yüzde 32’si, işyerlerinde ve ev işlerinde çalıştırılmaktadır. Bunun %77’si tarım, %11’i sanayi, %7’si hizmet sektörlerindedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre dünyada 30 milyon çocuk sokakta yaşamakta. Bu sayı Türkiye’de tam olarak bilinmemekle birlikte sadece İstanbul’da yaklaşık 3-5 bin arasında tahmin edilmektedir. ...yukarı dön...
|