Adam kel; tramvaydayım, önümde bir adam var tam gözümün önünde, kafası nerdeyse hızlı bir fren yapılsa burnuma çarpacak o şekil ve bu adam sağ tarafındaki saçları biriktirmiş kel olan tepe bölümünü kapatıp sol tarafına yapıştırmış, tamam o adam kendince kelini kapatmış, aslında daha komik olmuş, harbiden kel dolaşsa kimse olağan üstü bir şey algılamaz ve dikkat de çekmez ama o adam "onlar" gibi gerçekleri (keli) sağdan aldıkları saçla saklayacaklar ve bunu sola yapıştıracaklar... hay ben sizin aklınızı..."komiksiniz" komik" ama" güldürmeyen komiklerden" "gıcık komiklerden". Neyse o kel durum geçti. "Seyit Nizam" durağında "olamaz "bir güzel " tramvay bekliyor ve tramvay o kadar dolu ki o binse herkes bu "olmaz güzel" burada ne arıyor diye vicdan azabı yapar, yani öyle bir güzel ve öyle bir "yığın" ,bekleyecekler daha çook "öyle bir güzeli" umutla yarınlarda... Ve geldim Beşiktaş'a arka sokaklarda yine gözüme sokuldu hançer gibi "çöplerde yemek, rızkı" arayan adam, senin çadırların ne yazar kardeşim, bu adamlar çöp kontenyerlarını " tersten "çadır" yapmışlar, dalmışlar içine beline kadar girip, iftarlarını nerde yapacakları diye bir şey bile kafalarında yok... O" yüz yılın iyilik hareketi" nerde diye bile, düşünmezler, onlar bilir ki bu dünya, başkalarının nafakaları ile kurtulamaz "varsa tırnağın kaşınırsın kardeşim " derler, olayı o kadar basit ve yalın özetlerler...